TeK KiŞiLiK DeV KaDRo

Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak herşey...

KoltukSevdası!

10/12/2008

Herkese hayırlı bayramlar!!!

Şimdi nerde o eski bayramlara bağlamayacağım mevzuyu.Hiç birşey eskisi gibi değil ki bayramlar eski kalsın.

Efenim Yunanistan'a iltica etmek istorum.Valla gayet ciddiyim.1 sene içerisinde polis kurşunuyla ölen insan sayısı sanırım 20'yi geçti.Bi onlara bakıyorum bi kendimize bakıyorum kafamı duvarlara vurmak istiyorum!

Şimdi gösteriler'in organizasyonu müthiş.Biz İstanbul'da tepkimizi dile getirelim derken biber gazından boğuluyoruz adamlar başkentlerinde neler yapıyorlar.

İki bakan istifasını veriyor.

Başbakan öldürülen çocuğun ailesinden halkın önünde özür diliyor.

Londra,Berlin gibi dünya başkentlerindeki konsoloslukları işgal ediyorlar!

Ben gidiyorum!Hakkaten ciddi ciddi gitmek istiyorum.Gerçi Yunan hükümeti almaz beni.Ama meydanlardakiler alır be.Alır alır!

Zaten kartalımın durumu da fena.

Başkanımız sanırım Baykal'a özenmiş.Batırmadan gitmek istemiyor.Arkadaş nasıl bir koltuk sevdasıdır bu ?

Osmanlının başında olsaydı osmanlı çökerdi.

Microsoft'u bile iflasa getirirdi bu adam.

40 milyon dolar alacağı varmış,onu almadan gitmezmiş.Yanlış transferlere,gereksiz,keyfi ve saçma Tekniktrektör seçimlerini kulübe sorarak mı yaptın ?Gereksiz harcamaları nasıl kulübe mal edebilirsin!

Takım kazanıyordu,oyuncular ve taraftar tarafından seviliyordu Sağlam.Bu nasıl iş yaa!

En iyisi ben gideyim.Midilliye ordan Atinaya yüzerek varırım!

Körefeze kadar geldi direniş kokusu.

Canım direniş çekti!

 

Altınoluk

19/11/2008

Bu sahil beldesi beni bir nevi hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.

 

Baktığımız zaman ege olarak geçiyor ama öyle değil.Yani ne ege olabilmiş ne Marmara kalabilmiş.Sanırım egeyi anlamak için Manisa’yı geçmek gerek…

 

Yolculuğumuz çok kötü geçmişti ve gece varmıştık.Ertesi sabah uyanıp binadan ilk çıktığım zaman,gram koku alamayan burnumla o havanın hayranı oldum.Sağlam bir burnum olsa demek ki ne kokular alırım diye düşünmeden edemedim.

 

Efendim buranın her yanı zeytinlik…Zeytin ağacı nemi emermiş o yüzden çok güzel bir havası var.Abartmış olmayayım ama o sıcakta eğer biraz rüzgar varsa uzun süre gölgede oturmuşsanız hafif bir üşüme hissine kapılıyorsunuz.

 

Tek başına sıkıcı bir belde diyebilirim ancak yan yana birkaç sıralandığı için bu sıkıcılığından biraz sıyrılıyor.bir sıralama yapacak olursam Assos-küçükkuyu-Altınoluk-Güre-Akçay diye sıralayabilirim.

 

Aslında tam emekli yeri.Nefes darlığı vb. rahatsızlık çekenler için yararlı bir yer.Kaz dağları hakkaten her derde deva.

 

Saydığım beldelerin çoğunun sahili çakıllık.Deniz içi kum ama kıyı ve denizin ilk birkaç metresi çakıl.

 

Denizi çok soğuk!Arkadaşlarım beni ziyarete geldiğinde günübirlik Ayvalığa gittik.Ayvalık koyları kadar olmasa da burası hayli soğuk.Yerlilerin dediklerine göre kaz dağlarında biriken sular denizden çıkıyor,o yüzden körfezin bir çok yeri soğuk diyorlar.Hatta Akçay’da denizin ortasından tatlı su kaynıyormuş.

 

Efendim buranın yerli halkı genelde Girit ve Midilli göçmeni.Mübadelenin sonuçlarını fazlasıyla görebilirsiniz.Bu zeytinlikler de Rumlardan kalma zaten.Köylerine çıktığınız zaman Rum evleri karşılıyor sizleri.

 

Sezonu kısa olan bir yer olduğu için belde merkezinde cafelerde,restoranlarda fiyatlar büyük şehirlerle yarışıyor.E hediyelik eşya yada yazın zorunlu alınması gereken şeylerde ortalamanın üstünde.Sezon bittiğinde esnaf dükkanları çok geç açıyor.Sabah 10'dan önce ihtiyaçlarınızı gidermeniz pek kolay olmuyor.Eğer yaz aylarında postanede işiniz varsa mutlaka erken gitmelisiniz.Çok yoğun oluyor hatta bu yoğunluktan dolayı mesai bitimine bir saat kala falan sistem çöküyor.Bankalarda da yoğunluk çok fazla ancak sistem postane gibi çökmüyor.

Çok sık ama uzun sürmeyen elektrik ve internet kesintileri olmakta.Elektrik Arıza beni her defasında şaşırtıyor.En son dün gece yaşadığımı anlatayım :

Gece elektrik kesilir,jenaratör devreye girer.Arızayı bildirmek için ilgili kurum aranır.

-İyi geceler.Altınoluk Çanakkale yolu üzerindeki falanca otelden arıyorum.Elektrik kesintisi meydana geldi.Bildirmek istedim.
-Hadi yaaaa!İyi yapmışsınız aramakla.İyi yapmışsınız ama şimdi orayla ilgilenemeyiz,nöbetteki arkadaşlar başka bir arızayla ilgilenmeye başladılar şimdi.
-Ne kadar sürer oranın yapılması ?
-Valla bilmiyorum ki yaaa.Hay Allah aksiliğe bak.Tüh!!!Diğer arkadaşların mesaisi sabah 8'de başlıyor.
(adam benden daha çok üzüldü)
-Neyse sabahı bekleyeceğiz artık ne yapalım.İlgilendiğiniz için teşekkür ederim.
-Birşey yapamadık ama...Kolay gelsin iyigeceler...
-Size de kolay gelsin iyi geceler.

Veeee ben dumur...

Sabah 09:30 civarı telefon çalar...

-Günaydın!Ben elektrik arızadan arıyorum sorununuz giderilmiş olması lazım?
-Günaydın.Evet,teşekkürler arıza giderildi.
-İyi günler kolay gelsin.
-Size de :)


Altınoluk’un en güzel yeri Kaz Dağlarının yamacına kurulmuş olan köy.Köy kahveleri,eski rum evleri,birkaç kalıntı...Çınarların gölgelediği kahvelerde çaya doyum olmuyor.Köy’de eski bir konak var.Yani diğer evlerden daha farklı,büyük ve manzarası harika..İçinde sadece bir odada birkaç eski eşya var.Diğer odalar boş sayılır.Zorla bağış alan görevliler sinirinizi bozsa da konağın bahçesinin manzarasında dinlenmek bu sinirinizi yatıştırıyor.

 

Öyle orijinal bir yemeğini görmedim.Düğünlerde keşkek yapıyorlar ama keşkek bir çok yerde olduğu için buraya özgü bir şey olarak saymıyorum.Yalnız şu var her şeye zeytin yağı katılıyor.Mesela kahvaltı tabağına ne koyarsanız koyun zeytin yağı döküyorlar bu yetmezmiş gibi bir tabağa zeytin yağı ve baharat atıp ona banıyorlar.Artık bende yapıyorum aynısını.Ayvalık tostunu yazmazsam ayıp olur…Kebaplara ketçap-mayonez dökerek yiyen biri olmadığım için ayvalığıma da döktürmem.İçindeki malzemeler farklı şeyler olmasa da ekmeği çok lezzetli oluyor.

 

Balığı ne kadar bol olursa olsun karadeniz’in tadını alamıyorum pek.Zaten gelirken bol bol balık ve hamsi getirdim ama haftasında bitirdik!

 

Güre’de yaşayanlar gezmeye falan zaten Akçaya gidiyorlar.Akçay saydığım beldeler arasında en büyüğü ve bana kalırsa en güzeli.Edremit’ten Küçükkuyu’ya kadar dolmuşla ulaşım sağlayabiliyorsunuz.Eğer saydığım beldelere yolunuz düşerse Akçaya mutlaka gidin ve ihtiyaçlarınızı oradan karşılayın derim.

 

Sezon bol konserli geçiyor.Altınoluk köyüne çıkarken sol tarafta amfi tiyatro var.Tüm konserler amfide oluyor.Bilet satışları belde de ve konser günü tiyatronun önünde yapılıyor.Kardeş Türküler ve Ezginin Konserine gitme fırsatı buldum.

 

Çok küçük ve bakımsız  bir kütüphanesi var.Meydanının yanındaki kahvenin üstünde kütüphane.Çok üzüldüm öyle olmasına.Çok az kitap var.İşin ilginci kitapların neredeyse yarısı bağış yoluyla gelmiş.Bağışı yapanlar komple kitaplığını bağışlamış.İnsanların bağışı elbette zenginleştirir kütüphaneleri ama her şey halka bırakılamaz ki!Neredeyse elini sürmemiş devlet…

 

Umarım dokunmazlar buralara…Turizm ve otelcilik gelişirken bir çok şeyi alıp götürüyor eyvallah ama Kazdağları için oynanan oyunların engellenmesi şart.Geçen hafta otelimize ikisi Türk biri İngiliz üç kişi geldi.Sabah erken kahvaltı istediler ve ben devamlı gece de kaldığım için kahvaltılarını ben verdim.Çaylarını tazelerken şöyle bir diyalog geçti aralarında.

 

(ingiliz bir şeyler söyledi ve biri diğerine tercüme etti)

-Ne dedi ?

-Buralarda karbon madeni varmış.Dün şirketi aramış birkaç gün daha kalması için izin vermişler.

-Valla karbondan haberim yok ama isterlerse yardım ederiz yine.

 

Kahvaltıdan sonra çıktılar.Odalarını toparlamak için girdim ve aynanın önünde bir cd gördüm.Kabında İngilizce aynen şunlar yazıyordu :

 

Maden Yatakları Havran/Edremit

 

Biz memleketimizde olan madenleri elin ingilizden öğreniyoruz ve onu almaları için yardım etmeye can atıyoruz!

 

Bu ülkeye içimizdeki umut fazla değil mi ?

 

Haydi eyvallah!

:)

3/11/2008

Merhaba…

 

Eski bloğumu takip edenler bilir,kışın güvenlik kursuna gitmiştim.Kurs bitti fabrikada süreli bir işe girdim.İşi teslim ettik ve güvenlik kimliğini çıkarmak için devlet dairelerinde sürünmeye başladım.

 

Evet bunun adı tam anlamıyla sürünmek!Şimdi kağıt üzerinde kimlik için 10 tane evrak hazırlamam gerekiyor fakaaaaaaaaat bu 10 evrak için de çeşitli evraklar hazırlamam gerekiyordu.Yani 2 haftaya yakın uğraştım ama ömrümden kat kat gitti yani…

 

E yine bilenler bilir bendeki şansı…Sağlık kurulu girmem gerekiyormuş ve sadece Salı ve Perşembe günleri oluyormuş kurul.Neyse efendim daha horozlar “ülen biraz daha sabredeyim şimdi ötersem kesin keserler kellemi” dediği saatlerde yani siz düşünün artık ne ka gittim hastaneye.Fişleri aldım ama ben fişlere bakıyorum fişler bana bakıyor.çünkü 7 doktora birden girmem gerekiyor ve randevu saatleri her şeye aykırı yahu!İşin kötüsü bazı doktorlar tahlil falan istiyorlar.pisler!ya arkadaş nedir bu doktorlardan çektiğimiz dede-torun!

 

Eğer o gün hastanede bir Çinli yetkili beni görmüş olsaydı kesin,garanti Pekin olimpiyatlarına davet ederdi.

 

Maşallahım var öküz gibi sağlıklıymışım.Sadece göz doktorunda biraz sorun yaşadım.Bana harfler okuttu söyledim.Sonra bi elini gözünün üstüne koy oku dedi bende eşek gibi bastırdım elimi gözüme.Gözleri değiştir dedi ama çok bastırmışım okuyamadım haliyle.Gözlerin öksürmeye başlamış,başka zaman gel sana en düşük dereceden bi gözlük yazalım dedi.

 

Salı günü girilen kurulun sonuçlarını Perşembe akşamı alabiliyormuşuz.Perşembe gününe kadar diğer evrakları hazırladım.Cuma günü bağlı olduğum ile yani Zonguldak valiliğine gidip 1-2 imza attırıp teslim edeceğim dosyamı diye düşünürkeeeeeeeen hastanede doktorun biri terk-i diyar eylemiş.Dedemin doktoruydu severdik kendisini ama insan sıkmaz mı kendini birgün daha.İmzayı at öyle git ne acelen var anlamıyorum ki!

 

Hal böyle olunca Cuma günü gittim zonguldağa.

 

Altınolukta bir otele iş başvurusu yapmıştım kabul edildi.Gittim görüştüm işim oldu.İşte benim amacım Cuma günü işleri halledip Pazar günü yola çıkmaktı ama olmadı.Salı günü tamam ben hazırım gidebilirim dedim.müdür gelecekmiş onunla görüşür öyle gidersin dediler.Müdür geldi beraber gideriz benden telefon bekle dedi ve 3 gün sonra yola çıktık.

 

Çok kötü bi yolculuk geçirdim blog öyle böyle değil.her gördüğü terminale girdi otobüs üstelik otobana bile girmedi.8 saatlik yolu 13 saatte falan geldik.

 

Personel lojmanlarının az bi işi kalmış o yüzden ilk 3 gün otel odalarında kaldım.sonra lojmanlara geçtim.1 odada 3 ranza var ama hepsinde yatan olmuyordu.yani tüm sezon biz 4 kişi kaldık.İşin en güzel yani en güzel odayı biz almışız.klima falan olmadığı için sıcak oluyor odalar ama en serin oda bizimkiydi.ayrıca penceremin önünde gül ve mandalina ağaçları var.

 

Bazı nedenlerden dolayı eski personel ile yeni personeller sorunlar yaşıyordu.kraldan çok kralcı olmakta işin içinde tabii…ben bunlardan mümkün olduğu kadar uzak kalmaya çalıştım ama bi yerden sonra işler çok zorlaştı.baktım olacak gibi değil beni devamlı plaja geçirmesi için ricada bulundum müdüre.sağolsun beni kırmadı.

 

sabah 9:30 gibi başlıyordum işe.normalde güvenliktim ama akşama kadar geleni geçeni izle nereye kadar ? personel yetersizliğinden dolayı stajyer çocuklara yardımcı oluyordum müşteriler ile ilgileniyordum.akşam 19 gibi üstümü değiştirip plajın temizliğini yapıp denize bile giriyordum.

 

Ben oraya sezonluk gittim ama sezon sonu çıkarmadılar beni.ekim 10-30 arası izin verdiler.daha doğrusu ben istedim izni.kışlık bir şey almamıştım yanıma.eve gidip eksiklerimi tamamlamak istedim.

 

20 günlük izni kopartıp İstanbul yapmamak olur mu ?

 

İlk önce teyzemin yanına Yalovaya gittim.4 gün orada kaldım.Geçen seneki gibi 06:00 vapuruyla istanbula geçmek istiyordum ama o vapuru kaldırmışlar :( hatta iskelede söküyorlardı.çok üzüldüm yaaa…ne güzel adalara bakıp bakıp gidecektim ben kabataşa.

 

Değişik bir şey yapmadık istanbulda.Taksimde sahaflar açılmış onları gezdim hatta o yetmedi balıkpazarındaki sahaflara gittim ve inanılmaz fiyatlara kitaplar aldım,taksim çikolatası aldım,nevizade madam anahiti düşündüm…

 

Ereğliye döndüm ve 1 hafta sonra altınoluğa geldim.

 

Yine çok kötü bir yolculuk geçirdim!

 

Kışın buralar çok soğuk oluyormuş ve resepsiyon yeterince ısınmıyor.2 koca valiz ve köpüğe sarılmış hamsi ile yola çıktım.

 

Arkadaşlar efe tur ile kesinlikle yolculuk yapmayın!

 

servis çok kötüydü diyeceğim ama servis olmadığı için kötü bile diyemiyorum!

 

Balıkesirden aktarma yapacağım için terminalde indim.Aklımda hep 2 koca valiz ve hamsiler olduğu için hemen indim araçtan.

 

yükümü aldım aktarma yapacağım firmanın yazanesine gittim.biletin parasını ödemek için cüzdanımı almaya yeltendim ama çantamı otobüsün rafında unutmuşum!

 

hemen efe turun yazanesine gittim.10 dakika olmamıştır araç hareket edeli.görevli uyandırmaya çalıştım zor uyandı.çantamı unuttuğumu şimdi aracı ararsa yetişebileceğimi söyledim.ya herif başladı koşmaya!ben araca koşuyor sanıyordum ama tuvalete gidiyor adam!

 

Uyandırılmasına öyle kızdı ki bana yardımcı olmamak için elinden geleni yaptı.bende bağırdım çağırdım desk’in arkasında olmasa direk dalacağım yani o kıvama geldim.gecenin 5’inde Balıkesir terminal resmen inledi!

 

yok yaw adam yırtınıyor!baktım olacak gibi değil terminal polisine gittim.o da uyuyor “ ben bir şey yapamam jandarmaya git” dedi.jandarmaya gittim onlarda uyuyor!

 

Yanıma komutanı alarak tekrar yazaneye gittim.Lan arkadaş ölür müsün öldürür müsün hala bağrıyor adam!

 

akşam 5’te gel al dedi çantanı.Ne 5’i yahu!12 saat ne yaparım ben orada?

 

jandarmadan ve polisten yardım istiyorum kargo için.yetkileri olmadığını söylüyorlar.Pessssss!her halta yetki var ama yardıma yok!

 

Aktarma yapacağım firmadaki çocuk “abi senin çantan firmana gelsin,ben alır bizim arabaya veririm akşam gider altınoluk yazaneden alırsın” dedi de öyle çözdük işi.

 

Kabus gibiydi yaaa!

 

Ocağa kadar buradayım.Sonra sanırım 1 aylık zorunlu bir izin daha kullanacağım.

 

Resepsiyonda iki kişiyiz.Allahtan mesai arkadaşım anlayışlı yoksa ben ne anlarım resepsiyondan.

 

Hoş bir yaz geçirdim diyebilirim.Uzun uzun yazmak istemedim şimdi ama ara ara yine değinmeyi düşünüyorum.

 

Zaten sabaha kadar nasıl vakit geçireceğim ?

 

Yazar yazar dururum artık!

 

Hadi eywallah!

 

Merhaba

26/10/2008

Image Hosted by ImageShack.us

Herkese merhabalar.

Bu blogcu.com sitesindeki kaçıncı yeni bloğum hatırlamıyorum.Araya hep birşeyler girdi ve uzak kaldım bloğumdan.Haziran ayında iş nedeniyle başka bir şehre gittiğim için epey bir zaman yazamadım.Otelleri bilirsiniz,sezonda kimsenin kendine ayıracağı doğru dürüst bir zamanı yoktur.benim de öyle oldu.Eski bloğum timoti idi.Aylar sonra sayfa karşıma çıkınca soğuduğumu hissettim ve bu bloğu açtım.

En sevdiğim müzik aletidir akordeon.

Lisenin ilk yılların da her zaman ki gibi istanbula doktora gelmiştik babamla.İşlerimizi halledip Pera’da dolaştık biraz.Çiçek Pasajının içinden Nevizadeye girdik.Dışarıda bulunan taburelerden birine oturduk.Babam bira söyledi ikimize de.Bir yerlerden akordeon sesinin geldiğini duydum.Nevizadenin o gürültüsünde nereden geldiğini anlayamadım akordeon sesinin..Biralar bitti ve otobüs saatimiz de yaklaşıyordu.Hesabı ödeyip kalktık.Geldiğimiz yerden geri gidiyorduk ve çok mutlu ediyordu çünkü akordeon sesine doğru gidiyor gibiydik.

Sokağın başına geldiğimizde görebiliyordum onu.Üstünde çiçek desenli elbisesi,yakasında gülü,elinde akordeonu çok tatlı bir kadındı.

Sonra iki kere daha görme ve dinleme şansım oldu onu.Ama sadece iki kere…

Madam Anahit ölmüştü.Bana akordeonu sevdiren o tatlı kadın çalmıyordu artık.

 

Pera’ya her gidişimde uğrarım Nevizadeye sırf onun hatırına.Sokakta bulunan birahanelerden gelen seslerden pek duymasamda,açarım her seferimde mp3 çalarımdan içinde bol akordeon olan bir şarkı.Son sese kadar açarım ve onu ilk duyuşumdaki gibi uzaklardan geliyor gibi olur akordeon sesi.

 

Çok merak ediyorum nerededir şimdi akordeonu yada çiçekli elbiseleri ?

 

Nur içerisinde yat Madam Anahit…